Grand Harilton Hotel’in girişinden itibaren misafirleri karşılayan ve lobiye adım atıldığında tüm mekânın odağına yerleşen yeni sanat eserimiz, Hatay’da el yapımı mozaik taşlarla oluşturulmuş devasa Galata Kulesi tablosu. Yapımı altı ay süren
bu çalışma, sadece bir görsel şölen değil; emeğin, sabrın ve kadim bir el sanatının günümüze uzanan hikâyesi.
Mozaik, Hatay’ın yüzyıllardır süre gelen el işçiliği geleneğinin en parlak örneklerinden biri. Ustalar, ton farklarını yakalamak için tek tek seçilen taşları milim hassasiyetle işliyor; her parçanın rengi, dokusu ve yönü, bütündeki ışık–gölge algısını belirliyor. Bu Galata Kulesi yorumunda da aynı titizlikle ilerlenmiş: önce taslak çizim hazırlanmış, ardından renk ayrımı ve numaralandırma yapılmış, her bir taş “yerine layık” biçimde dizilip sabitlenmiş, son dokunuşta derzlerle kompozisyon bir bütün hâline getirilmiş.
Eser, İstanbul’un simge yapılarından Galata Kulesi’ni taşın diliyle yeniden anlatıyor. Yaklaştığınızda yüzlerce, belki binlerce küçük taşın tek tek yerini bulduğunu; uzaktan baktığınızda ise şehrin siluetine eşlik eden o tanıdık formun, kusursuz bir bütün olarak karşınıza çıktığını görürsünüz. Yakın plana indikçe taşların doğal damarları, hafif renk kırılmaları ve ustanın kasıtlı “kusurları”, esere yaşayan bir yüz katıyor. Bu, fabrikadan çıkmış düz bir baskı değil; emek ve zamanın izlerini taşıyan benzersiz bir el işi.
Grand Harilton olarak, bu eseri lobimize taşımamızın iki nedeni var: İlki, misafirlerimizi İstanbul’un kültürel mirasıyla ilk andan buluşturmak. İkincisi ise yerel zanaatların değerini görünür kılmak. Modern otel deneyimini, yerin ruhunu anlatan dokunuşlarla zenginleştirmeyi önemsiyoruz. Lobiye yayılan yumuşak ışık, mozaik taşların mat yüzeyinde farklı saatlerde farklı yansımalar oluşturuyor; gün içinde eserin “renk sıcaklığı” adeta nefes alıp veriyor.
Kurulum sürecinde, eserin taşıyıcı paneli ve duvar bağlantıları otel güvenlik standartlarına göre planlandı; ağırlık dağılımı, titreşim ve nem değişimleri hesaba katıldı. Temizlik ve bakım prosedürleri de mozaik sanatının gerektirdiği şekilde belirlendi: sert kimyasallardan uzak, yüzey dostu yöntemlerle, taşların doğal dokusunu ve renk doygunluğunu koruyan düzenli bir bakım programı uygulanıyor. Böylece eser, uzun yıllar ilk günkü zarafetini sürdürebilecek.
Bu mozaik, Grand Harilton’da sıradan bir duvar süsü değil; şehre saygı duruşu, el işçiliğine övgü ve konukseverliğe görsel bir giriş. Girişte durup birkaç saniye ayırdığınızda, taşların arasından İstanbul’un hikâyesi görünür oluyor. Bizce iyi bir konaklama, böyle küçük ama kalıcı anlarla başlar.
Anınızı paylaşmak isterseniz, sosyal medyada #GrandHariltonMoments etiketiyle paylaşımlarınızı görmekten mutluluk duyarız.